|
Sahte dişhekimlerine dikkat!

Türk Diş Hekimleri
Birliği tarafından Sahte diş hekimleriyle ilgili basın açıklaması
yapıldı.
Yapılan basın açıklaması aşağıdaki
gibidir:
Ülkemizde yaşanan sosyo-ekonomik sıkıntılar ile ahlaki çöküntünün
birbirini tetiklediği herkes tarafından kabul edilmektedir.
Bu durumun temel nedeni ticarette,
sağlık hizmetlerinde, üretim sektöründe, ithalatta, ihracatta,
bankacılıkta yani yaşamın tüm alanlarında baskın olan sahtecilik ve buna
olanak tanıyan hukuk sistemimizdir.
Hukuk sistemimizin eksikliği ve
eskiliğine uygulamadaki yetersizliklerde eklenince ülkemiz hukuk dışı
uygulamaların, gayri meşru işlerin ve ilişkilerin cirit attığı bir ülke
olmuştur.
Sağlık hizmetleri de bu durumdan
nasibini almıştır. Ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde yetkisi ve ehliyeti
olmadan halkımızın sağlığına zarar veren binlerce sahte diş hekimi
bulunmaktadır.
Dişhekimleri yıllardır yasal ve meşru
yolları kullanarak sahte dişhekimlerinin halkın sağlığına zarar
vermesini önlemeye çalışmaktadır.
Türk Dişhekimleri Birliği ve
Dişhekimleri Odalarımız sahte diş hekimleriyle neden uğraşmaktadır?
Oda yöneticilerimiz Adana’da, Hatay’da, Denizli’de, Samsun’da fiili
saldırılara ve diğer illerde de çeşitli tehditlere maruz kalmalarına
rağmen neden sahte dişhekimlerine karşı seslerini yükseltiyorlar?
Sahte dişhekimliği sorunu bizim için halk sağlığının korunması ve aynı
zamanda mesleğimizin kirletilmesinin önlenmesidir.
Ağız ve diş sağlığı; genel sağlığın
ayrılmaz bir parçasıdır. Diş hastalıklarında yapılan her türlü yanlış
tedavi genel sağlığı direkt olarak etkilemektedir.
Türkiye halkının % 25 yaşamının değişik
dönemlerinde sarılık hastalığı ile karşılaşmıştır.
Sarılığın bu kadar yaygın olmasının
nedenlerinden biri;.
-Henüz ülkemizde ne kadar yaygın olduğu bilinmeyen çağımızın vebası
olarak adlandırılan AİDS’i bulaştıranlar;
— Standartlara uygun olmayan ve kanserojen etkisi olan materyalleri
hastalarımıza kullananlar;
- Halkımızın dişhekimi korkusunun nedeni sahte diş hekimleridir.
SAHTE DİŞHEKİMLERİ İLE İLGİLİ YASAL
DÜZENLEMELER
Devletin temel görevlerinden biri; halkın sağlığına zarar veren her
türlü ürün ve hizmete karşı gerekli hukuki düzenlemeleri yapmak ve
uygulamaktır.
Sahte dişhekimleri ile ilgili bugüne
kadar üç düzenleme yapılmıştır;
Birinci düzenleme; 1928 yılında
yürürlüğe giren 1219 sayılı kanundur. Bu kanunda sahtecilerin cezası bir
aydan 6 aya kadardır.
İkinci düzenleme; 1989 yılında
yürürlüğe giren 3575 sayılı kanundur. Bu kanunda sahtecilerin cezası 1
yıldan üç yıla kadardır.
Üçüncü düzenleme; 02.06.2004 tarihinde
yürürlüğe giren 5181 sayılı kanundur. Bu kanunla sahtecilerin hapis
cezası 3 yıldan 5 yıla kadar olarak değiştirildi. Ayrıca 1 milyar
liradan 3 milyar liraya kadar ağır para cezası ile işyerlerinde bulunan
dişhekimliği malzemelerine el konulma yaptırımları getirildi
1219 ve 3575 sayılı kanundaki cezalar
Türk Ceza Yasasının 51. maddesinde erteleme sınırı iki yıl olduğu için
verilen cezalar her zaman ertelenmiştir.
Üçüncü düzenleme yani şu anda
yürürlükte olan 5181 kanunundan sonra sahte diş hekimlerinin çoğu hapis
cezası korkusu ile gayrı meşru işlerini terk etmiştir. Bir kısmı da daha
gizli koşullarda çalışmalarını sürdürmeye başlamıştır. Görüldüğü gibi
cezai hükümler günün ihtiyacını karşıladığı noktada sonuç veriyor.
Suçtan elde edilecek menfaat ile verilecek ceza arasında oransızlık
varsa caydırıcı olmamakta aksine teşvik edici olmaktadır.
Hükümetin Türk Ceza Kanununun bazı
maddelerinin değiştirilmesine yönelik hazırladığı kanun teklifi TBMM
adalet komisyonunda görüşülerek sahte dişhekimlerinin cezası 1 yıldan 3
yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasına hükm olunur
şeklinde değiştirilmiştir.
Yasa tasarısı bu hafta içerisinde TBMM
genel kurulunda görüşülecektir.
TBMM Adalet Komisyonu yetkilileri sahte
dişhekimlerinin cezalarının düşürülme gerekçesini “Suç olarak tanımlanan
fiiller ve bunlar için öngörülen cezai müeyyidelerin orantılı hale
getirilmesi” olarak ifade etmektedirler.
Bu açıklama doğru ve samimi değildir.
Sahte dişhekimliği yapanlara uygulanacak cezai yaptırımlarla ilgili
yapılmak istenen değişikliğin gerekçesi hukuki değil siyasidir.
TÜRK CEZA KANUNUN; 153, 185, 187 ve 241
maddeleri ile karşılaştırıldığında yapılmak istenilenin siyasi olduğu ve
popülizm koktuğu anlaşılacaktır.
“İbadet hane ve mezarlıklara zarar
vermenin cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis” (153.madde)
“Zehirli madde katarak kişilerin
hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürenlerin cezası 2 yıldan 15 yıla
kadar hapis ” (185.madde)
“Kişilerin hayatını ve sağlığını
tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma ve satmanın cezası 1 yıldan beş
yıla kadar hapis ve bu suç bir meslek ve sanatın icra kapsamında
işlenmesi halinde ceza üçte bir oranında arttırılır” (186.madde)
“Kazanç elde etmek amacı ile başkasına
ödünç para vermenin cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ” (241.madde)
Bu arada sahte dişhekimlerinin cezası
bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin günlük adli para cezasına
çevriliyor. Yani 100 YTL ila 20.000 YTL (100 milyon ile 20 milyar TL)
para cezası getiriliyor.
Kazanç elde etmek için insanlarımızın
diş sağlığına ve genel sağlığına zarar verenlerin cezası; sağlıksız gıda
üretenlere, ilaç yapan ve satanlara ve tefecilere verilen cezadan daha
az düzenlenmek isteniyor. Ve bunun gerekçesi de cezai müeyyidelerin eşit
olması olarak ifade ediliyor.
Hükümetin bu düzenlemesi siyasi bir
karardır. Ve iddia ediyoruz bunun arkasında halkın sağlığına zarar veren
değişik sıfatlar altında çalışan sahte diş hekimleri bulunmaktadır.
Hizmet sektörleri içerisinde, sağlık
hizmetleri, hastaların tüketici bilincinin en az olduğu sektördür. Bu
nedenle sosyal devletler ve çağdaş siyasetçiler; yasal düzenlemelerle
sağlık alanında bireylerin sağlık haklarını korumak için ciddi
yaptırımlar koyarlar.
Hükümetlerin görevi; insana zarar veren,
meslekleri zan altında bırakan, güvensizlik ve korku yaratan her türlü
girişimi önlemektir. Ve bunun için yasal düzenlemeler yapmaktır.
Ülkemizin ekonomik sıkıntılarının temel
nedeni sahteciler ve onlara gerekli cezai yaptırımları uygulamayı
engelleyenlerdir. Sahtecilik ve sahtekarlık yaşamın tüm alanlarından
sökülüp atılmadan çağdaşlaşmayı ve hukuk devletini kurmayı başaramayız.
Demokrasinin kökleştiği, hukukun
üstünlüğünün temel olduğu ülkelerin uygulamaları bizlere örnek olmalıdır.
Bugün Fransa’da yetkisi olmadan dişhekimliği yapanların hapis cezası 5
yıldır. Aynı şekilde AB’nin diğer ülkelerinde çok ciddi yaptırımlar
bulunmaktadır.
Sağlıklı birey ve onların oluşturduğu
toplumlar; demokratik, sosyal ve çağdaş ülkeler kurabilirler.
İfade ve iletişim özgürlüklerini
kısıtlayarak halkın sağlığına zarar verenleri cesaretlendirerek
demokratik, çağdaş ve sosyal bir devlet inşa edilemez.
Sahtecileri koruyarak, halkın sağlığını
zarar verenlere şirin gözükerek Türkiye’yi kirlilikten kurtaramayız.
Sahteciler her zaman “ak sayfaların” kirleticileri olmuşlardır.
“Türkiye’nin ve dişhekimliğinin
kirliliğe tahammülü kalmamıştır.”
Celal Korkut YILDIRIM Türk Dişhekimleri
Birliği Genel Başkanı
anasayfa
|