|
İnsan Dişinin Nanometrik Deformasyonu

Wiezmann Enstitüsü
Yapısal Biyoloji Bölümü’nden Prof. Steve Weiner Boğaziçi Üniversitesi
Biyo-Medikal Mühendisliği Enstitüsü’nün davetlisi olarak “Dişin
Deformasyonu” başlıklı bir konuşma yaptı
Biyo-mineralizasyon, minerallerin
organizmalarca oluşturulması konusunda uzman olan Weiner, On
Biomineralization adlı kitabın eş-yazarı. Weiner ve ark. nın uzun vadeli
amacı biyo-mineralizasyonun değişik organizmalarca kullanılan
mekanizmalarını ve mineralize olmuş dokuların yapı-işlev ilişkilerini
anlamak. Bu amaçla, kontrollü mineral oluşumunu mollusk, ekinoderm,
süngerler, bitkiler ve omurgalılar üzerinde yapı-işlev ilişkisi, matriks
biyokimyası ve doğal dokuların mineral süreçleri açısından inceleyerek,
biyolojik mekanizmaları aydınlatacak in-vitro deneyler yapıyorlar.
Dünyada organizmalarca oluşturulan
yaklaşık 70 farklı mineral çeşidi bulunuyor. Bu mineraller genetik
olarak belirlenmiş karmaşık şekilleri alarak ve çoğunlukla dizinler
oluşturarak organizmanın ekzo- ve endo- iskeletlerinin mekanik
görevlerinin yerine getirilmesi, organizmanın dünyanın manyetik alanında
ilerlemesi, yer çekimi alanında doğrultusunu bulması, geçici depolama
yapabilmesi, yumuşak dokuların şertleşmesi, vs. gibi farklı işlevleri
yerine getirmekteler. Mineralize olmuş dokular sıklıkla mekanik
işlevleri olan grift hiyerarşik yapılar oluşturuyorlar. Yaşam boyu
özellikle dişler ve kemikler zorlu mekanik görevler yerine getirmek
zorundalar. Bu nedenle bu organların yapı-işlev ayarları doğa tarafından
hassasiyetle yapılıyor.
Akıllı Malzeme Olarak
Diş:
Dişi oluşturan mine ve dentin yapıları
farklı malzemeler olmalarına rağmen birlikte çok başarılı bir şekilde
çalışmaktalar. Diş minesinin çubuk demetleri halindeki kristallerinin
ağırlığının %1’i organik maddeden oluşmaktayken, dentin, ağırlığının
%20’sini oluşturan kolajen fibrillerinin içinde katmanlar halinde
düzenlenmiş küçük kristal plakalardan oluşmaktadır. Diş minesinin ve
dentinin içerdikleri maddeler dişin farklı bölgelerinin malzeme
özelliklerinin de birbirlerinden farklılaşmasını sağlamaktadır. Dişin
dikey kesitinin değişik noktalarının sertliği incelendiğinde, sertliğin
minede yüksek olduğunu, mine-dentin birleşim noktasında düşüş
gösterdiğini, dentin bölgesinde sertliğin yeniden arttığını görürüz.
İnsan dişinin yapı–işlev ilişkisi ve
çiğneme sırasında dişin maruz kaldığı basma kuvveti karşısında oluşan
deformasyon ve gerinim haritası holografik yöntemler ve Benek Örüntü
Girişim Ölçer (ESPI) kullanarak nanometrik çözünürlükte
görüntülenebiliyor. Bu çalışmalar sonucunda dişin değişik noktalarındaki
elastik büyüklüklerin aynı ya da simetrik olmadığı, 3 boyutlu olarak
incelenen nanometrik deformasyon haritalarında dişin anisotropisi, yani
değişik eksenlerde dişin sergilediği malzeme özelliklerinin farklılığı
görülmektedir. Örneğin, dişin yanağa bakan yüzünün mine ve dentinden
oluşan kesitinin ortalama elastik büyüklüğü 3.5GPa iken, dile bakan
yüzünde ortalama elastik büyüklük 9.7GPa oluyor.
Ayrıca, dişin sert ve yumuşak yiyeceğe
verdiği yanıt, yumuşak yiyeceğin dişle temas ettiği alanın büyük olması,
buna karşın sert yiyeceğin dişin sadece ufak bir bölgesiyle temasta
olması nedeniyle farklılık gösteriyor. Dişte herhangi bir yükleme
sonucunda oluşan deformasyon, bağıl deplasman büyüklükleri saptanarak
gösterilebiliyor. Yüklemeye verilen dönme (rotasyon) yanıtı, koni
şeklinde bir büyüklük farkı oluştururken, eksen yönünde görülen
deplasmanlar V şeklinde görüntülenen büyüklük farkı yaratıyor.
Deneyler sonucunda elde edilen bulgular
dişin yapısal özelliklerinin sergilenmesi açısından çok ilginç: sert
yiyecek deneylerinde diş minesinde daha çok dönme (rotasyon) hareketi
olduğu, yumuşak yiyecek deneylerindeyse diş etine yakın bir bölgede
yüksek stres oluştuğu görülüyor ki, bunun diş hastalıklarının çoğunlukla
başladığı noktada olması oldukça çarpıcı bir olgu. Deneylerde minimum
miktarda hareketin görüldüğü bir başka nokta var ki, bu da iki dişin
birbirlerine temas ettikleri noktaya denk geliyor; yani, bu özellik
çiğneme sırasında dişi korumaya yarıyor. Bu özellikleriyle diş,
uygulanan yükü yapısına zarar vermeden dağıtabilmek üzere tasarlanmış
akıllı bir kompozit malzeme. Örneğin, diş minesi ile dentin bölgesi
arasında bulunan yumuşak doku hem mineye hem de dentine göre daha çok
deforme olarak şoku adeta kendi içinde emiyor
Bu çalışmaların sonucunda, dişin,
malzeme özelliklerini bozmadan yükü dağıtmak amacıyla geliştirdiği bir
çok yapısal tasarımları olduğu, diş minesinin yüksek elastik büyüklüğe
sahip ama deforme olabilen bir kapsül olarak düşünülebileceği, çiğneme
sırasında oluşan yükün büyük kısmının mine ile dentin arasındaki yumuşak
bölgede deformasyona neden olduğu söylenebilir.
Derleyen: F. Şermin Utku, Araştırma
Görevlisi, Boğaziçi Üniversitesi, Biyo-Medikal Mühendisliği Enstitüsü
anasayfa
|