Horlama Mutluluğu Bozuyor

Uzmanlar
horlamanın ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekerek mutlaka tedavi
edilmesini önerdiler.
Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi
Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Tıp Fakültesi Uyku
Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Kemal Adalı, "Horlama
yaşamı tehdit eden bir şey değil, ama mutluluğu tehdit ediyor.
Horlama
yüzünden yatağını ayıran eşler biliyoruz" dedi.
Prof. Dr. Adalı, TÜ Turizm ve Otel
İşletmeciliği Uygulama Merkezi Toplantı Salonu'nda düzenlenen "Uykunun
Hayatımızdaki Yeri ve Uyku Bozuklukları" panelinde yaptığı konuşmada,
uyku sırasında vücudun işlevlerinde, beyin dalgalarından solunum
yolundaki dirençlere kadar çeşitli değişiklikler olduğunu söyledi.
Uyku
problemlerinin 40 yaş üstü erkeklerde kilo almaya bağlı olarak daha
sık görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Adalı, uyku bozukluğu olan
hastaların normal uyku düzeni olan hastalara göre daha çok kilo
aldıklarının gözlendiğini bildirdi. Prof. Dr. Adalı, "Uyku
bozukluğu olan hastalar geceleri uyuyamadıkları için sabahları
kendilerini yorgun ve bitkin hisseder, daha az hareket ederler. Daha az
hareket ettikleri için de normal uyku düzeni olan hastalara göre daha
çok kilo aldıklarını görüyoruz" diye konuştu.
Uyku bozukluklarında en önemli
sorunların solunum bozuklukları ve
horlama
olduğunu anlatan Prof. Dr. Mustafa Kemal Adalı, horlamanın yumuşak damak
bölgesindeki gevşemeden kaynaklandığını ifade etti.
Prof. Dr. Adalı,
horlamanın
hayati tehlikesi olmayan, ancak sosyal ilişkileri etkileyen bir olgu
olduğunu dile getirerek, "Yumuşak damak, kas ve mukozanın örttüğü,
hareketli bir yapı. Yutkunma sırasında farklı, nefes alma sırasında
farklı pozisyonlar alabilen bir organ.
Yumuşak damak bölgesinde bir gevşeme,
üzerini örten dokularda bir sarkma oluşmuşsa, nefes alma sırasında
yumuşak damak bir yelken gibi sallanır ve bu sallanmadan da halk
arasındaki tabiriyle horlama meydana gelir. Horlama yaşamı tehdit eden
bir şey değil, ama mutluluğu tehdit ediyor.
Horlama
yüzünden yatağını ayıran eşler biliyoruz" şeklinde konuştu.
TÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim
Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdal Vardar ise uyku bozukluğu hastalığını
"kişinin uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve uykudan uyanmayla ilgili
yakınmalarının olması, kişinin ertesi gün de dinlenmemiş olması,
konsantre bozuklukları ve uykulu halde sosyal yaşamını sürdürmesi" diye
tanımladı.
Doç. Dr. Vardar, uyku bozuklukları
olduğunu düşünen hastaların mutlaka hekime başvurması gerektiğini
vurgulayarak, "Uykusuzluğunun kronik bir hal aldığını düşünen kişi,
doktora başvurmalıdır. Yapılan en büyük yanlış uyku hapı ve alkole
başvurmadır. Bunlar uykusuzluğa çare olamaz" ifadelerini kullandı.
Uyku hijyeni
Uykusuzluk durumundan "uyku hijyeni"
sağlanarak kurtulunabileceğine işaret eden Doç. Dr. Vardar, uyku hijyeni
sağlanmasıyla ilgili önerilerini de şöyle dile getirdi:
"Uykusuzluk durumunda, uyku hijyeni dediğimiz, uykunun kalitesini
artırmak için yapılacak düzenlemeler var. Bunlar, uykudan önce kişinin
kafein, nikotin ve alkolden uzak durması, uyku saatinin belli
aralıklarla değiştirilmemesi, kalkma saatinin belli hedefleri olması,
egzersiz, spor yapılacaksa gündüzün tercih edilmesi, uykudan önce yemek
yenilmemesi gibi sıralanabilir."
TÜ Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim
Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Öztürk de dünyada yaşanan birçok
kazanın uykusuzluktan meydana geldiğini kaydetti.
anasayfa
|