Diş
bakımında doğru bilinen yanlışlara dikkat

Sağlıklı diş ve diş eti için, hekimlerin önerileri doğrultusunda
uygulama yapılması gerektiği, aksi halde dişlerde çürük oluşabileceği,
diş minesinin zarar görebileceği ve diş etlerinde çekilme meydana
gelebileceği belirtildi
Oral Lazer Uygulamaları Derneği Başkanı
Dr. Nükhet Berk,
Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, halk
arasında
ağız bakımına ilişkin bilinenlerin çoğunun yanlış olduğunu söyledi.
Berk,
diş fırçalama şeklinden fırça seçimine, macun kullanımından
diş taşı temizliğine kadar yanlış ya da eksik bilgilenmenin
diş ve ağız sağlığını
tehlikeye attığını kaydetti.
Sağlıklı ağız ve dişler
için hekimlerin önerilerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Berk,
yanlış bilgilerin uygulanması halinde özellikle diş minesinin zarar
gördüğüne ve
diş
etlerinde çekilme meydana geldiğine dikkati çekti.
Berk,
diş bakımıyla ilgili yanlış bilinenlerin başında, diş fırçası
seçiminin geldiğini belirterek, sert fırçalamanın dişleri temizlemekten
çok aşınmalara neden olabileceğini söyledi. Berk, “Dişlerin mine
tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka belirginleşir ve diş rengi
sarı görünür. En önemlisi ise dişlerde sert fırçalamaya bağlı
hassasiyet ve
diş
etinde çekilme olabilir” dedi.
Dişlerin iyi fırçalanmasının, fırçanın sertliğiyle değil tekniğiyle
ilgili olduğunu belirten Berk, bu konudaki uyarı ve önerilerini şöyle
dile getirdi:
“Çok sert fırçalar dişleri aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise
dişleri temizlemeyeceğinden orta sertlikte fırça kullanılmalıdır. Son
yıllarda tüm ailenin değişen başlıklarla kullanabileceği
elektrikli diş fırçaları önerilmektedir. Diş fırçalarının en az 6
ayda bir yenilenmesi gerekir, çok sert fırçalayanlarda ise fırça
kıllarının dışa doğru kıvrılması durumunda 3-4 ayda bir de
yenilenmelidir.”
Berk,
diş fırçalama işlemi tamamlandıktan sonra, dilin üst kısmının da
özel
dil fırçası veya diş fırçanın sapıyla sıyrılarak ağzın mikroplardan
arındırılması gerektiğini söyledi.
TUZ VE KARBONATLA
BEYAZLATMA SAKINCALI
Dişlerin tuz ya da karbonatla fırçalanmasının da
dişleri
beyazlatmaktan çok içerdiği büyük granüller nedeniyle diş minesini
çizdiğine, aşındırdığına ve matlaştırdığına dikkati çeken Berk, bu
yöntemi özellikle
sigara içenlerin tercih ettiğini kaydetti. Berk, bazı
beyazlatma ürünlerinin de diş minesini çizerek geri dönüşümü olmayan
renklenmelerin oluşmasına neden olabildiğini belirtti.
Kullanılacak macun miktarının mercimek tanesi büyüklüğünde olması ve
fırçalamaya başlamadan önce fırçanın ıslatılmaması gerektiğini
anlatan Berk, macunun köpürmesi için yeterli sıvının ağızda zaten mevcut
olduğunu kaydetti.
Her kişide dişlerde
çürüğe
karşı yatkınlığın farklı olduğuna, sağlıksız
beslenme, ağız ve diş
bakımına dikkat edilmemesi halinde
çürüklerin artabileceğine işaret eden Berk,
çarpık dişlerin de
ortodonti tedavisiyle her yaşta düzeltilebileceğini söyledi.
Berk,
diş röntgeni çekiminde radyasyona maruz kalınacağı korkusunun da
yersiz olduğunu belirterek, bu işlemde alınan radyasyonun çok az
olduğunu ifade etti.
“Diş
taşlarının temizlenmesinden sonra
diş taşı oluşumu artar” görüşünün yanlış olduğunu anlatan Berk,
doğru teknikle
fırçalama yapıldığında
diş taşı oluşumunun engellendiğini kaydetti.
Berk,
diş fırçalarken
diş
etlerinin kanamasının
iltihabın
belirtisi olarak kabul edilmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Diş
etleri kanıyor diye
dişlerin fırçalanmaması sorunu daha da artırır” dedi.
Diş ağrısına karşı, dişin üzerine aspirin, rakı, kolonya, tütün ve
tuz konulmasının da
ağrıyı ortadan kaldırmayacağını da ifade eden Berk, “Alkol ve alkol
içerikli maddeler diş ve diş eti bölgesine uygulandığında diş etlerinde
alkol-aspirin yanığı görülebilir. Dişlerin üzerine uygulanan diğer
maddelerin de
ağrı kesici özellikleri yoktur” dedi.
Berk, detaylı
röntgen incelemesi yapılmadan ve bugünkü modern yöntemlerin tümü
denenmeden asla
diş çekimi yapılmaması gerektiğini belirterek, hiçbir
protezin orijinal dişin yerini tutamayacağını vurguladı.
GEBELİK DÖNEMİNDE DİŞ BAKIMI
Gebelik döneminde ağız ve diş sağlığına gerekli özen gösterilirse,
çürük
ve
diş eti problemleri giderilirse diş kaybı görülmeyeceğini ifade eden
Berk, şunları belirtti:
“Bebek düşünen anne adayları genel sağlık kontrolünden geçtikleri gibi,
diş kontrolünden da
geçip gerekli tedavilerini yaptırmalıdır.
Hamileliğin her döneminde
diş tedavisi
yapılabilir ancak ilk 3 ay içinde lokal anestezi uygulanması doğru
değildir. Bu dönemde de yeni teknolojilerden
lazer kullanılarak hiç anestezisiz olarak gerekli tedaviler
yapılabilir.”
Berk,
gebelik döneminde
diş
eti kanamasının, dişten kalsiyum çekilmesinden kaynaklanmadığını da
belirtti. Ağız bakımına
yeterli özenin gösterilmemesi durumunda
hamilelikteki hormonal değişiklikler sonucu
diş
eti iltihabı oluşabileceğine dikkati çeken Berk, daha önce var olan
iltihaplanmanın da
hamilelikte ilerleyebileceğini kaydetti.
anasayfa |