|
Ağızdaki acı su reflü belirtisi

Kimilerinin 'ağıza acı su gelmesi' olarak
nitelendirdikleri duruma yol açan reflü, tedavi edilmediği taktirde uzun
dönemde yutma borusu kanserine yol açabiliyor.
Karnı kesmeden
yapılan anti-reflü cerrahisi, bu riski ortadan kaldırıyor.
İstanbul Cerrahi
Hastanesi'nden Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel, sağlıksız beslenme, aşırı
kilo gibi faktörler sonucu ortaya çıkan reflü hastalığına dikkat
çekiyor. Hastalığın ihmali, kansere kadar varan üzücü sonuçlar
doğurabiliyor. Dr. Yerdel, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı...
* Reflü nedir?
Normalde hazım sistemimizdeki
hareketlilik; ağızdan, yutma borusuna; yutma borusundan mideye ve
mideden de on iki parmak bağırsağına doğrudur. Bunun tersine bir durum,
yani on iki parmak bağırsağından mideye ya da mideden yutma borusuna
doğru bir içerik kaçması "reflü" olarak tanımlanabilir.
* Ne gibi belirtiler veriyor?
En tipik bulgusu; kişinin yediklerinin
ağıza doğru geri gelmesi ve göğüs kemiğinin arkasında yanma
hissedilmesi. Kimi hastalar bu durumu "ağıza acı su gelmesi" olarak
nitelendiriyor.
* Uzun dönemde ne gibi etkileri var
reflü'nün?
Yutma borusunun alt ucundaki tahriş ve
yaralanma sürdükçe, burada darlık oluşma riski var ve çok uzun dönemde
burada kanser gelişimi riski de artıyor.
* Reflü hastalığının tanısı için
neler söyleyebilirsiniz?
Şikâyetleri olan hasta bir reflü
merkezine başvurmalı. Önce endoskopi yapıyoruz. Böylece, yutma borusunu,
mideyi ve on iki parmak bağırsağının başlangıcını ayrıntıları ile
görüyoruz. Endoskopi, özellikle yıllardır reflü'sü bulunan, yutma
borusunun alt ucunda artık yara oluşmuş hastalardan parça almamızı da
sağladığı için çok gerekli bir yöntem. Böylece, bazı kanser öncesi
durumları tespit edebilmek ve gecikmeden anti-reflü cerrahisi
uygulayabilmek mümkün. Endoskopi sonrasında, yutma borusu manometresi ve
24 saatlik asidite ölçümleri yapılmalı. Bu testleri yaptığımızda,
hastaların yutma borusuna ait tüm bilgileri elde ediyoruz. Ameliyat
öncesi bu testler mutlak gerekli.
* Tedavide neler yapılıyor?
Reflü tanısı konmuş hastalarda ilk
tedavi; ilaç. İlaçlarla midenin asit üretme yeteneğini azaltarak,
şikâyetleri ortadan kaldırabiliyoruz. Gazlı içecekler içmemek, mideyi
çok doldurmamak, dar kemer takmamak, yatağın baş kısmını kısmen yukarı
kaldırmak ve kilo vermek gibi yöntemler de şikâyetleri azaltabiliyor.
Ancak, verilen ilaçlar reflü'yü ortadan kaldırmıyor, sadece yukarı kaçan
mide içeriğinin tahriş edici özelliğini azaltabiliyor. İlaçlar
kesildiğinde sorunlar yeniden başlıyor. İlaç tedavisinin uzun sürmesi
gerektiği olgular için en iyi tedavi seçeneği; cerrahi.
* Anti-reflü cerrahisi nedir?
Anti-reflü cerrahisi, artık
laparoskopik olarak uygulanıyor. Son derece basit bir teknikle, karnı
kesmeden yaptığımız bir ameliyat. Karında birkaç adet milimetrik delik
açarak, yutma borusunun alt ucuna bir hokka mekanizması yapıyoruz. Nasıl
mürekkep hokkasını ters çevirdiğimizde mürekkep dökülmüyorsa, bu
ameliyatı olduktan sonra da mideden yukarı doğru kaçak olması imkânsız
hale geliyor. Ameliyat sonrasında hasta aynı gün ya da bir gün sonra
taburcu olabiliyor. Artık hastanın ilaç almasına gerek kalmıyor.
* İmplant tedavilerinde reflünün
önemi
Reflü sıkıntısı olan hastalarda
implant
yapılırken 2 aşamalı cerrahi
yöntemler tercih edilmelidir. tek aşamalı cerrahilerde asit salınımı
olduğu
için osteo integrasyonu oluşamamakta ve olay ciddi bir periodontal
problem
(periimplantitis) olarak karşımıza çıkmakta çoğu zaman dişhekimini
yanıltmakatadır. İki aşamalı cerrahi yöntemlere bile osteo integrasyon
sonrası şayet reflü tedavi edilmez ise sonuç aynı şekilde ciddi
periodontal
problem olarak karşımıza çıkmakta hekimi yanıltmaktadır. Tek aşamalı
cerrahi
uygulamaları günümüzde daha yaygın olmakla beraber refü tedavisi
beraberinde
yapılırsa olumlu sonuç alınabilir. Sonuç olarak reflü tedavisi
yapılmadan
implant
uygulamalarından ciddi bir sonuç almak mümkün değildir.
anasayfa |